bir şey bulamadı. bir sebep. ama istedi. vaktin mi yoktu dese. vardı. çok vakti vardı hem de. ama kimi aradıkları bulundu. kimileri de...
ikisinin arasındaki en büyük fark; birinin acısının diğerininki kadar büyük olmaması. hem de hiçbir zaman. bu, aralarında kalın bir ünlem gibi. acısını daima yanında, açıkta ve ulu orta taşıyan birisi ile tüm insanlarının gidişini daima yanında, açıkta ve ulu orta saklayan birisi arasındaki sevgi yavaş yavaş ölür. bu bitişin hiçbir ölüme, hiçbir bitmeye ve terk edilişe denk düşmeyeceğini, tüm bu aniliklerden çok uzakta olduğunu anlamak -anlatmak- için birinin diğerine işkence etmesi gerekti.
ona işkence etti. uykusuz bıraktı. çoğu zaman aç. çoğu kez arkasından baktırdı, gidişini izletti. çözümsüz ve de çaresiz bıraktı. salt iyiliğini istediğini söyleyerek, sadece kötülüğü için çabaladı. çünkü her şey eskisi gibiydi. onun buralarda olmadığı zamanlardaki gibi. ve hiçbir şeyi değiştirmeyi beceremediğinizde, size yapılması gerekenin bundan başka bir şey olduğunu savunamazsınız.
her şey unutuluyor gibiydi. tüm candan can aldırmalar bile. ve unutmak gibi bir eylem için "gibi" kelimesi daima yetersizdir.
gökyüzünden gökyüzüne düşerken
6 Mart 2013 Çarşamba
24 Şubat 2013 Pazar
-yeterince-
Bundan
ibaret zaten. Her şey bundan ibaret. Sadece birbirini yaralamak uğruna yaşayan
kadınlar ve adamlar. Zamanın bir yerinde, dışı tuğladan bir evin en küçük
odasında başlar genelde tüm işkence. Bir kadının ellerini bağlayan bir adamla,
o adama aşık bir kız çocuğundan oluşan aile gibi bir şeyin içinde, bu korkak ve
öfkeli insanlar birbirlerine cehennemi yaşatır. Yıllar sonra birbirlerini
bıraktıklarında bile, midelerinde taşıdıkları bu cehennem için kimsenin özrü
bir işe yaramaz. Geçmişi saklamak için çok güzel bir ev gerek. Bir kutuda saklanmaz
ki geçmiş dediğin. İçinden cehennem geçmiş dışı tuğladan bir evde ne
saklanabilir ki, güzel olan?
Heves
kırmanın erkeğe bahşedilmiş bir yetenek olduğunu düşününce “hiç değilse
denedim” diyen bir kadını fedakar olarak görmek yersiz. Her gün ufak ufak bir
sürü hayal kırıklığı yaşatan adamı, hayatının aşkı olarak görmek de.
-yeterince
dinliyorum.
-yeterince
buradayım.
-yeterince
seviyorum.
-yeterince
alıp, yeterince veriyorum
(ve
tüm bu cümlelerdeki eylemlerin sadece “yeterince” yapılmasının, aşk için
yetmediğini bilmiyorum).
19 Şubat 2013 Salı
şuursuz yazı
"Ben bu adama yetemiyorum" düşüncesi; agresif, şuursuz ve de kırılgan eder kadını.
Ruh zarifliği denilen şeyin her insanda olmasını beklemek hata. Büyük hata. Büyük hataları özenilecek anneler yapar ve güzelce kadınlardır onlar. Eskiden, kendileri edip kendileri bulurlardı. Şimdi her şey başkaları yüzünden. Ağız tadıyla suç bile işlenmiyor.
-ama çok seviyorum seni.
-yetmez.
-olsun yine de çok seviyorum.
Agresif kadın, adamı da agresif eder. İki kırılgan aynı ipte oynar mı bilinmez ama; iki şuursuz bir koltuğa sığar ve şuursuzluk dediğin şey çok fazla hataya sebebiyet verir. Hata dediğin şey neye sebebiyet verir? Bakıp göreceğiz.
Ruh zarifliği denilen şeyin her insanda olmasını beklemek hata. Büyük hata. Büyük hataları özenilecek anneler yapar ve güzelce kadınlardır onlar. Eskiden, kendileri edip kendileri bulurlardı. Şimdi her şey başkaları yüzünden. Ağız tadıyla suç bile işlenmiyor.
-ama çok seviyorum seni.
-yetmez.
-olsun yine de çok seviyorum.
Agresif kadın, adamı da agresif eder. İki kırılgan aynı ipte oynar mı bilinmez ama; iki şuursuz bir koltuğa sığar ve şuursuzluk dediğin şey çok fazla hataya sebebiyet verir. Hata dediğin şey neye sebebiyet verir? Bakıp göreceğiz.
12 Şubat 2013 Salı
erkekler kısa tırnak sevmez.
saçının ucunda kalmış bir anı. ötelerden. şimdiki zamanın çok ötesinden. tüm kalbinle nefret ettiğin o adamı görsen ne yapacaksın? tırnak uçlarının bile delice nefret ettiği, iyice bir adama ne yapılabilir ki?
tırnakları kısa olan kadının, nerede olursa olsun nefret ettiği bir adamı vardır. yanındaki tüm güzel insanlara rağmen. unutamadığı, bir türlü kinini kusamadığı, aklının orta yerine çakılmış iyice bir adam. kadın inanır ki; henüz onunla hikayesi bitmedi.
ve diğer erkekler, bu iyice adamı unutamayan kadını sevmez. kısa tırnakları da.
25 Şubat 2012 Cumartesi
bazen bir şeye son vermek için istemediğin bir şey yapman gerekir*
bazen konuşmak özlemeyi azaltmıyor da artıyor. sen A şehrinden kalkıp gelemiyorsun, ben B şehrinden hareket edemiyorum. bi gelememezliktir aldı başını gidiyor. boşlukta kaybolup gitmiş gibi bazı şeyler. ve bazı günler öyle özlüyorum ki, sahip olduğum bütün dayanma gücümü kaybediyorum.
bir gün içinde sana bin kere ihtiyacım oluyor ve çoğunda ortalarda yoksun. böyle olmaması gerekiyor. ama böyle. belki de beraber olalım diye yaratılmamışızdır ya da öyle değildir. bilmiyorum. 'tek başıma idare edebiliyorum' cümlesini kurduğum gün gelecek diye korkuyorum.
keşke burada olsaydın.
bir gün içinde sana bin kere ihtiyacım oluyor ve çoğunda ortalarda yoksun. böyle olmaması gerekiyor. ama böyle. belki de beraber olalım diye yaratılmamışızdır ya da öyle değildir. bilmiyorum. 'tek başıma idare edebiliyorum' cümlesini kurduğum gün gelecek diye korkuyorum.
keşke burada olsaydın.
15 Temmuz 2011 Cuma
ek iş olarak kıskançlık yapıyorum.
benim sende gördüğümü görür mü sende?
veya sen bakar mısın ona görmek için?
yok; asla yapmaz diyemem.
diyemiyorum işte.
yapabileceğim bir şey yok.
yapabileceğin bir şey yok.
hissiyatım bu.
davranışın o.
hissiyatım kıskanç.
davranışın rahat.
güzelce.
akıllıca.
iyice.
senin sevdiklerini sever; güldüklerine güler.
irice gözleri.
içimi ziyan eder.
verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür dilemek mi?
dilemiyorum.
öyle işte.
gözlerinden öpüyorum.
veya sen bakar mısın ona görmek için?
yok; asla yapmaz diyemem.
diyemiyorum işte.
yapabileceğim bir şey yok.
yapabileceğin bir şey yok.
hissiyatım bu.
davranışın o.
hissiyatım kıskanç.
davranışın rahat.
güzelce.
akıllıca.
iyice.
senin sevdiklerini sever; güldüklerine güler.
irice gözleri.
içimi ziyan eder.
verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür dilemek mi?
dilemiyorum.
öyle işte.
gözlerinden öpüyorum.
3 Temmuz 2011 Pazar
çok küçük şehir.
her yer tanıdık, her yer bildik.
seni bilenlerden geçilmiyor ortalık.
kızgın, dargın değil bu cümlem.
olmasaydı iyiydi ses tonuna sahip.
olmaları bi şeyi değiştirir mi?
yok, hayır.
bendeki seni değiştirebilme yeteneği hiç kimsede ve de herhangi bir şeyde yok.
sen hariç.
bir de yüzünü tutmak diye bir şey var mesela.
hakkında konuşamam.
öyle başka.
her yer tanıdık, her yer bildik.
seni bilenlerden geçilmiyor ortalık.
kızgın, dargın değil bu cümlem.
olmasaydı iyiydi ses tonuna sahip.
olmaları bi şeyi değiştirir mi?
yok, hayır.
bendeki seni değiştirebilme yeteneği hiç kimsede ve de herhangi bir şeyde yok.
sen hariç.
bir de yüzünü tutmak diye bir şey var mesela.
hakkında konuşamam.
öyle başka.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
