24 Şubat 2013 Pazar

-yeterince-


Bundan ibaret zaten. Her şey bundan ibaret. Sadece birbirini yaralamak uğruna yaşayan kadınlar ve adamlar. Zamanın bir yerinde, dışı tuğladan bir evin en küçük odasında başlar genelde tüm işkence. Bir kadının ellerini bağlayan bir adamla, o adama aşık bir kız çocuğundan oluşan aile gibi bir şeyin içinde, bu korkak ve öfkeli insanlar birbirlerine cehennemi yaşatır. Yıllar sonra birbirlerini bıraktıklarında bile, midelerinde taşıdıkları bu cehennem için kimsenin özrü bir işe yaramaz. Geçmişi saklamak için çok güzel bir ev gerek. Bir kutuda saklanmaz ki geçmiş dediğin. İçinden cehennem geçmiş dışı tuğladan bir evde ne saklanabilir ki, güzel olan?

Heves kırmanın erkeğe bahşedilmiş bir yetenek olduğunu düşününce “hiç değilse denedim” diyen bir kadını fedakar olarak görmek yersiz. Her gün ufak ufak bir sürü hayal kırıklığı yaşatan adamı, hayatının aşkı olarak görmek de.

-yeterince dinliyorum.
-yeterince buradayım.
-yeterince seviyorum.
-yeterince alıp, yeterince veriyorum
(ve tüm bu cümlelerdeki eylemlerin sadece “yeterince” yapılmasının, aşk için yetmediğini bilmiyorum).

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder