Bundan
ibaret zaten. Her şey bundan ibaret. Sadece birbirini yaralamak uğruna yaşayan
kadınlar ve adamlar. Zamanın bir yerinde, dışı tuğladan bir evin en küçük
odasında başlar genelde tüm işkence. Bir kadının ellerini bağlayan bir adamla,
o adama aşık bir kız çocuğundan oluşan aile gibi bir şeyin içinde, bu korkak ve
öfkeli insanlar birbirlerine cehennemi yaşatır. Yıllar sonra birbirlerini
bıraktıklarında bile, midelerinde taşıdıkları bu cehennem için kimsenin özrü
bir işe yaramaz. Geçmişi saklamak için çok güzel bir ev gerek. Bir kutuda saklanmaz
ki geçmiş dediğin. İçinden cehennem geçmiş dışı tuğladan bir evde ne
saklanabilir ki, güzel olan?
Heves
kırmanın erkeğe bahşedilmiş bir yetenek olduğunu düşününce “hiç değilse
denedim” diyen bir kadını fedakar olarak görmek yersiz. Her gün ufak ufak bir
sürü hayal kırıklığı yaşatan adamı, hayatının aşkı olarak görmek de.
-yeterince
dinliyorum.
-yeterince
buradayım.
-yeterince
seviyorum.
-yeterince
alıp, yeterince veriyorum
(ve
tüm bu cümlelerdeki eylemlerin sadece “yeterince” yapılmasının, aşk için
yetmediğini bilmiyorum).